METABOLİK CERRAHİ HAKKINDA MERAK ETTİKLERİNİZ

Şeker Hastalığı Ameliyatı

Açken bizden alınan kandan ölçülebilen şeker düzeyi çok önemlidir. Bu değer, normalde 80 ile 100 arasındadır. Şeker hastalığı açlık kan şekeri düzeyinin 126 mg/dl veya üç aylık kan şekeri düzeyini daha iyi gösteren HbA1c düzeyinin %6,5’ten daha fazla olması olarak tarif edilebilir. HbA1c %7’nin üzerinde ise şeker hastalığı kontrol altında değil demektir. Kontrol edilmemiş şeker hastalığı insanın tüm organlarını bozmaktadır ve ömrünü kısaltmaktadır. Hepinizin bildiği gibi şeker hastalığı çağımızın en sık görülen ve insanın tüm yaşamını kötü etkileyen, bir sürü hastalığı da beraberinde getiren ve tedavisi çok zor olan bir hastalıktır.

İnsan vücudunda şeker dengesinin sağlanmasında bir sürü hormon aktif rol alır. Bunların en başında insülin denilen hormon gelir. İnsülin pankreastan salgılanır ve kan şekeri düzeyini ayarlar. Şişman insanlarda yağ hücrelerinden salgılanan bazı hormonlar insülinin hücreler üzerine etkisini azaltır ve kandan hücrelere şeker geçişinde aksamalar oluşur. Bunun neticesinde kandaki şeker konsantrasyonu artar. Bu duruma insülin direnci denilmektedir. İnsülin direnci gelişen insanlarda şeker regülasyonu için normalde ihtiyaç olan insülinden çok daha fazlasına ihtiyaç olur. Tip 2 şeker hastalığının oluşumunda en büyük etken insülin direncidir. Normal insanlarda kan şekerini düşürmek için salınan insülin, bu direnç varlığında kan şekerini düşürmek için çok yetersiz kalır ve kan şekerini düzenleyemez. Bunun üzerine pankreas daha fazla insülin salgılar. İnsülin direnci olan şişman hastalarda veya tip 2 şeker hastalarında çoğu zaman çok daha fazla insülin salgılanır ve kan insülin seviyeleri genelde yüksektir. Şişmanlık arttıkça insülin direnci artar; insülin direnci arttıkça da gerekli olan insülin miktarı artar. Belirli bir noktaya kadar pankreas fazla çalışarak bu durumu telafi eder. Belirli bir aşamanın üzerinde şeker hastalığını düzeltmek için dışarıdan antidiyabetik ilaçlar veya insülin desteği gerekir. Vücutta yüksek düzeyde bulunan insülin açlık merkezini uyararak daha çok yemek yemesine ve şişmanlığının daha da kötüleşmesine neden olur. Bu yüzden bu şişman tip 2 şeker hastaları kırılması zor bir kısır döngünün içinde kalırlar. Bu hastaların diyetlerine uyması, kilo ve şeker kontrolü gerçekten çok zordur ve çok sıkı bir emek ister.

Şişmanlık ameliyatı, tüm dünyada 40 yılı aşkın bir zamandır yaygın olarak yapılmaktadır. Bu ameliyatların bir kısmı mide hacmini kısıtlamaya yönelik olanlar (tüp mide gibi..) veya emilimi azaltmaya yönelik ince bağırsağın bir kısmını devre dışı bırakan ameliyatlardır (gastrik bypass gibi). Şişman şeker hastalarında ameliyatın hemen sonrasında, daha kilo vermeden büyük bir kesiminde şekerin düzeldiği ve insüline olan ihtiyacın kalmadığı fark edilmiştir. Bunun üzerine obezite ameliyatı sonrasında şeker hastalığından kurtulmayı sağlayan başka etkenlerin olması gerektiği düşünülmüş ve bu konuda daha detaylı araştırmalar yapılmaya başlanmıştır. İnce bağırsaklarda yapılan yer değiştirmenin bu etkilere neden olabileceği anlaşılmıştır. Obezite ameliyatı ile ileumdan (ince bağırsağın son kesimi) geçen gıdanın arttığı, bu geçen gıdanın artışı ile doğru orantılı olarak ince bağırsağın bu kesiminde bulunan L hücresi denilen hücrelerden GLP-1 denilen bir hormonun salgılanmasının da arttığı anlaşılmıştır. GLP-1 hormonunun artmasının da pankreasta beta hücre sayısını çoğalttığı (Beta hücreleri pankreastan insülin salgılayan hücreleridir.) sonuç olarak insülin üretimini artırdığı ve insülin cevabını güçlendirdiği anlaşılmıştır. Ayrıca GLP-1 karaciğer, kaslar ve yağ dokusunda insülin direncini ortadan kaldırdığı bu sayede hastaların ameliyat sonrasında kısa sürede daha kilo vermeden şeker düzenlemesinin yapılabildiği ve şeker hastalığından kurtulabildiği düşünülmektedir. Bunun üzerine ince bağırsağın son kısmı olan ileumdan sindirilmemiş gıdaların daha çok geçmesine olanak verecek ameliyat modelleri geliştirilmiştir. Bu ameliyat şekillerine de şeker hastalığı ameliyatı denilmiştir. Daha basit ve anlaşılır bir şekilde şeker hastalığı ameliyatının çalışma mekanizması; bu ameliyat sonrasında çok az bir yemek yedikten kısa bir süre sonra sindirilmemiş besinler ince bağırsağın son kısmı olan ileuma ulaşmaktadır. Bunu da vücut şu şekilde algılamaktadır; ben ne kadar çok yemek yemişim ki yiyecekler sindirilmemiş bir şekilde ince bağırsağımın son kısmına kadar gelmiş. Bunu algılayan vücut bazı mekanizmaları çalıştırmaktadır. Bunlardan en başlıcaları;

● İleum içerisinde birazdan kana karışacak çok miktarda besin var uyarısını alan pankreas, bunların sindiriminin düzenlenmesi için insülin üretmek üzere uyarılır.

● Karaciğer uyarılarak şeker yapımını durdurur.

● Kas ve yağ hücreleri uyarılarak kandan besin alımını artırır ve böylelikle kan şekeri düzeyini düşürür.

● Mide uyarılarak daha fazla besin göndermesini durdurmasını yani midenin çıkış kapağı olan piloru kapatır.

● Tokluk merkezi uyarılarak yemek yeme işlemini durdurmasını sağlar.

Bu ameliyatlar son 10 yıldır tüm dünyada kullanılmaya başlamış ve giderek yaygınlaşmaktadır. Metabolik cerrahi sayesinde doğru hasta seçimi ve doğru yöntem ile hastaların % 90’dan daha fazlası şeker hastalığından tamamen kurtulmaktadır. Şeker hastalığından kurtulduğu gibi şeker hastalığının ve şişmanlığın beraberinde getirdiği yüksek tansiyon, kalp hastalığı, kolesterol yüksekliği, dislipidemi, karaciğer yağlanması ve uyku apnesi gibi pek çok hastalıktan da kurtulmaktadır.

Şeker hastalarının ameliyatı Dünya Diyabet Federasyonu ve NİH’in önerileri ile sadece şişman tip 2 şeker hastalarına yapılmaktadır. Bu konuda her gün yüzlerce bilimsel çalışma yayınlanmaktadır. Son zamanlarda Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü, bu konudaki tedavi kılavuzlarını değiştirerek; ‘’Cerrahi, şeker hastalığının son aşamasına gelindiğinde değil de; medikal tedavi, diyet ve egzersiz tedavisi ile hastanın şekerini kontrol edemediği zaman tedavi alternatifleri arasında düşünülmelidir.’’ şeklinde düzenledi.

Şeker hastalığında diyet, yaşam şekli değişiklikleri ve standart ilaç tedavilerine rağmen;

● Kan şekeri yüksekliği kontrol altına alınamadığında,

● Tüm tıbbi tedavilere rağmen kötü gidişatının durdurulamadığında,

● Retinopati (gözü olumsuz etkileme),

● Nefropati (böbreklerde olumsuz etkilenme),

● Nöropati (sinirlerin olumsuz etkilenmesi) durumlarında cerrahi tedavi, en etkili tedavilerden biridir.

Bu ameliyatlar genel anestezi altında tamamen uyutularak yapılmaktadır, bu ameliyat şişmanlık ameliyatları gibi kapalı olarak yapılabilen ve yaklaşık 3-5 saat süren bir işlemdir. Karna açılan deliklerden girilen aletlerle yapılabilmektedir. Bu ameliyatta yapılan işlem en basit hali ile midenin küçültülmesi ve ince bağırsakların yer değiştirilmesidir. Hastalar, ameliyat sonrasında her şey yolunda giderse birinci gün su içmeye başlamakta; 2 veya 3 gün sulu gıdalara geçmektedirler. Ekstra bir sorun olmadığı taktirde 5 ila 7 gün arasında taburcu edilmektedirler. Yaklaşık 15-20 gün evde istirahatten sonra iş hayatına dönebilmektedirler. Bu ameliyat ciddi bir ameliyattır ve beraberinde bazı riskler taşımaktadır fakat şeker hastasına kazandırdıkları çok daha fazladır. Kar ve zarar ilişkisine bakılınca bu ameliyat şeker hastaları için mucizevi bir olaydır. Bu ameliyatla şeker hastaları hem şeker hastalığından hem fazla kilolarından hem de şeker hastalığının sebep olduğu diğer hastalıklardan büyük bir olasılıkla kurtulabilmektedir.

Bu ameliyattan sonra şeker hastalığından ne ölçüde kurtulabilirsiniz ve daha sonrasında şeker hastalığı tekrar edebilir mi?

Şişman (VKI>30) olan tip 2 şeker hastasının pankreas rezervi tükenmemişse (bunu ameliyat öncesi tetkiklerle anlayabilmekteyiz) %90’ın üzerinde şeker hastalığından kurtulabilmektedir. Bu ameliyatın yapıldığı hastaların yaklaşık 5 yıllık takipleri sonucunda şeker hastalığının tekrar etmediği gözlemlendi.

Şeker hastalığı ameliyatlarının şişmanlık ameliyatları ile benzer yönleri olduğu gibi farklı tarafları da mevcuttur. Bu farkların en önemlileri;

● Şeker hastalığı ameliyatlarında şeker hastalığı daha iyi kontrol edilmekte.

● Gastrik bypasslarında olduğu gibi devre dışı bırakılan ince barsak olmadığı için çok fazla emilim sorunu yaşanmamakta ve sonrasında çok fazla ilaç ve takviye tedavilere ihtiyaç olmamaktadır.

3-5 saatlik bir ameliyatla, bir ömür boyu devam edecek olan ve bir sürü sorunu da beraberinde getirecek olan şeker hastalığından kurtulacaksınız. Bu bir mucize değil de nedir?

Bu konuda yapılan bir kaç çeşit cerrahi tedavi vardır ve hepsinin kendine has avantaj ve dezavantajları vardır. Biz bu noktada size tüm bu avantaj ve dezavantajları anlatmakla sorumluyuz ve yapılan tetkikler ile tüm kişisel özelliklerinizi göz önünde bulundurarak sizin için en doğru ameliyata karar vermeye çalışmaktayız.

Şişmanlık ameliyatlarından en yaygını olan tüp mide ameliyatı da şeker hastalığını düzeltmektedir. Fakat bu ameliyat sorasında şeker hastalığında daha az oranda düzelme olmaktadır ve daha sonrasında da şeker hastalığı nüks edebilmektedir.

Gastrik bypass gibi emilim bozucu ameliyatlar şeker hastalığının kontrolünde gayet etkili olmasına rağmen emilim bozucu etkisinden dolayı bazı vitamin ve minerallerin eksikliği görülmekte ve uzun süre bu nedenlerle takip ve tedavi gerekmektedir.

Şeker hastalığı ameliyatı mide ve ince bağırsağa müdahale edilen ciddi bir ameliyattır. Bu ameliyatlarda ölüm riski %1 in altındadır. Fakat şişmanlık ve şeker hastalığı ile bunların beraberinde getirdiği bir sürü ağır hastalık, bütün bunların insana vereceği zarar ve ölüm riski bu ameliyatın riskinden daha fazladır.

Bu konuda kararı verecek olan sizlersiniz. Terazinin bir kefesine şeker hastalığı ve onla birlikte olan hipertansiyon, koroner arter hastalığı, karaciğer yağlanması, uyku apnesi gibi listeyi uzatmak mümkün ve bu hastalıkların ölümcül yan etkileri diğer kefesine de bu ameliyatların zararlarını koyarsanız, ameliyatın avantajlarının çok daha ağır bastığını göreceksiniz.

Şeker hastalığı ameliyatının özellikle tip 2 diyabetin normal klasik tedavileri ile kontrol altına alınamayan şişman hastalarda avantajlarının çok fazla olduğu tüm çalışmalarda gösterilmiştir.

Metabolik Cerrahi (şeker hastalığı ameliyatı) ile aşağıdaki sonuçlardan biri veya bir kaçı sağlanabilir:

● Şeker hastalığından kurtulunur (> %90 )

● Şeker hastalığının komplikasyonları önlenebilir.

Bu ameliyat sonrasında insülin direnci ortadan kalktığı için pankreastan salgılanan daha az insülin ile şeker düzenlemesi yapılabilecek, bunun sonucunda pankreasın rezervi daha uzun süre korunmuş olacaktır.

Şeker hastalığı ameliyatının başarılı olmasının en önemli şartı pankreasınızın az da olsa insülin üretiyor olmasıdır. Eğer tip 1 diyabetiniz varsa yada tip 2 iseniz ve pankreasınızda yeterince insülin kalmadıysa bu ameliyattan fayda görmezsiniz. Bu nedenle bir çok çalışma özellikle tip 2 diyabet hastalarında insülin rezervleri bitmeden bu ameliyatı olmaları gerektiği yönündedir.

Bu ameliyatların başarısı için çok kapsamlı iyi bir ön değerlendirme gerekiyor. Bu değerlendirme sonunda kişiye en uygun ameliyat tipi uygulanır. Şeker hastalığı nedeniyle uygulanan birkaç tip ameliyat vardır. Biz size en uygun cerrahiyi bu ön değerlendirmeden sonra belirliyoruz.

Günümüz şartlarında şeker hastalığının uzun süreli kalıcı tedavisinin sadece cerrahi ile başarılabildiği anlaşılmıştır. Şeker hastalığının tedavi alternatiflerinden birinin de cerrahi olduğunu, ameliyat başarısında en önemli rolün pankreastaki insülin rezervlerinin tükenmemiş olması ve ciddi geri dönüşü olmayan organ hasarlarının başlamamış olması gerekmektedir. Bütün rezervleriniz tükenmeden ve organ hasarınız oluşmadan tedavi için hekiminize başvurun.

Formu Doldurun Sizi Arayalım.